ACI¦Derinleri
gösteren ayna.YAŞAM¦Ne yöne aktığını bilmeyen su.DÜNYA¦Hancı bizler
yolcu.ZAMAN¦Gidişi ortalık ışımadan gelişi çağırmadan.UMUT¦Bizleri
taşıyan düş köprüsü.TESELLݦİnanma,bir hiçliğin
kanıtı.SABIR¦Beynin,aklın gücü.HÜZÜN¦Anıların gücüyle bilenip saplanır
yüreğe.ÖLÜM¦Her şeyde olduğu gibi tanrının emri.SEVGݦTemel
unsur,yüreğimizin unutulmuş dili.
1Aşk
ve ArkadaşLIk Birgün YoLda KarşILaşIrLar, Aşk Kendinden Emin Bir
ŞekiLde Sorar:"Ben Senden Daha Candan ve Daha YakInIm!Sen Niye VarsIn
ki Bu Dünyada.?ArkadaşLIk Cevap Verir Bu Kendini Begenmiş Duyguya;"Sen
Gittikten Sonra Arkanda BIraktIgIn GözyaşLarInI SiLmek İcin"!!
Bu
masaLar bo$ kaLmaz gidenin yeri doLar. Bu vazoLara bir$ey oLmaz yaLniz
cicekLer soLar. Gönül kimsesiz yapamaz sevebiLeceği bir dost arar.
Ta$in kaLbi yoktur ama onu biLe yosun sarar...!
Hayatta
hiç kimse için ağLamaya değmez,ağLamaya değenLer zaten ağLatmaz...Eğer
bir gün ağLaman gerekirse başını dik tut ki:GözyaşLarın seni ağLatan
kişi kadar aLçaLmasın...
BeLki birgün dikenLer kanatacak eLLerinizi,beLki serseri bir kurşun deşiverecek yüreğinizi, beLki birgün öLüm kapInIzI çaLIverecek apansIz.. Ama ne siz eLLerinizi çekecek dikenLerden, nede ben. Ne siz korkacaksInIz geceLerden, ne de ben. Ne siz vazgeceksiniz bu kavgadan nede ben!!!
Ateşin yaktığından,
Güneşin hareket ettiğinden,
Gerçeğin bir yalan olduğundan kuşkulan;
Fakat benim aşkımdan kuşkulanma.
(William Sheaksper)
Yine gecenin sessizliğindeyim. Yıldızlar kadar uzaksın bana. öylesine istiyorum ki ellerini tutmak, gözlerine bakmak. Anladım ki son demindeyim sensizliğin.
Her ömür tarifsiz bir uçurumdur. Her uçurum bir ıslıkla tanımlar kendini. Her ıslık bir çocuk masalından firardır ki, hep aşklarla sınra yüreğini.
Biliyor musun, seni gökyüzündeki yıldızlara benzetiyorum. Ama tek farkın onlardan milyonlarca var. Ama sen bir tanesin.
Dün güllerle seni karşılaştırdım. Güller güzel ama sen daha güzelsin. Bütün vücudumu ateşlere at yansın. Ama sadece kalbim kalsın. Çünkü içinde sen varsın bir tanem.
Sen seni seveni görmeyecek kadar körsen, o da sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur.
Bir yağmur damlası olsam, kor dudaklarına düşsem. Rüzgar olup aşkımı fısıldasam ve seni sevdiğimi binlerce kez söylesem...
Mutluluklar seninle olsun. Yanlızlıklar benimle... Git...
Ama birgün aklına geleceğim!..
Eğer birini unutmak istiyorsan onun adını kumlara yaz sabahleyin dalgaların ve fırtınanın onu sildiğini göreceksin; eğer birini seviyorsan kalbine yaz ki hiçbir fırtına ya da dalga onu silemesin!
Karanlık, içine beni bile alamayan küçük dünyamda bir ateşböceği kadar az ışık versen de, tek ışığımdın biliyor musun ? ... Nereden bilirdim yanına yaklaşıp, dokunmak istediğimde parlayıp beni küle çevireceğini ?
Sensiz saadet neymiş tatmadım, bilemem ki..Alnımın yazısıydın ne yapsam silemem ki! Seni, uzaktan sevmek aşkların en güzeli. Alıştım hasretine gel desen gelemem ki...
Seni yüz kişi seviyorsa bilki içlerinde ben de varım. Seni 10 kişi seviyorsa onlardan biri benim. Seni bir kişi seviyorsa o benim. Eğer seni hiçkimse sevmiyorsa bilki aşkından ölmüşümdür!
Kapanır bir devrin kadınlarına görkemli bölüm, yaz bahçelerinde hoyrat bir rüzgârdır ölüm...
Bin yıl ömrüm olsaydı bin yıl seni severdim, bin yıl seni sevseydim bin yıl daha isterdim.
Gelip geçicidir dediler, çocuksun unutursun dediler, boşuna üzme kendini kimleri seveceksin dediler ama yanıldılar. Benim ilk ve tek aşkım sendin ve öyle kalacaksın!
Eğer beni daha fazla üzmek istemiyorsan rüyalarıma bile girme sakın n'olursun unutmak doğanın en güzel armağanı insana. Biliyorsun seninde son armağanın unutulmak!
Bilmezler yalnız yaşamayanlar nasıl korku verir sessizlik insana; insan nasıl konuşur kendisiyle; nasıl koşar aynalara. Bir cana hasret, bilmezler...
Bir göz yaşı akıttım uğrunda yine..Yine seni anımsadım ve ağladım. Ama son gözyaşlarım..Sanma ki seni unuttuğumdan! Seni ölene kadar sevicem derdim ya hep söz sevicem o ana dek!
Bırakıp gittin beni..Seni unuttum sanma, zaman alışmayı öğretti belki ama unutmayı asla...
Artık günlerim günlerden uzun. Gecelerim gecelerden yalnız. Seni sevdiğimden bu yana. Her acıyı tattım, her çileyi çektim, hayatın her cilvesine alıştım, yalnız senin yokluğuna alışamadım. Şimdi anlıyorum: Acıdan, hasretten, gözyaşından başka bir şey vermemişsin bana. Yıkılan hayallerime, yokolan geçmişime, kaybolan geleceğime..Ağladım çocuklar gibi..Ne yazık olanlar hep bana oldu. Ümidim, hayalim hepsi kayboldu. Sayende hayatım tarumar oldu! Oturup ağladım...
Sevgiyi göstereceksin dostum, söylemek yetmez. Sevgiye dokunacaksın dostum, düşünmek yetmez. Sevgi ağzında olacak dostum, gönlünde yetmez. Seveceksin dostum, seveceksin! Hem de öyle çok seveceksin ki...
Benim bütün dualarım seninle. Sen bir ömür boyu mesut olasın diye..Yalvarırım gündüz gece, hayalin gözlerimde, benim olasın diye...
Uzaklık küçük sevgileri öldürür, büyükleri ise yüceltir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp ateşi alevlendirdiği gibi...
Bir gün sen de beni ararsın.Bir hasret seni yakar, deli bir özlem sarar ağlarsın: Geri dönmek istersin, eski bir şarkı yakar birden, gözlerin dolar ağlarsın elimde değil unutmak seni, kaçsamda kovalar anılar beni boş hayallere sarılır gibi kolaymı unutmak biranda seni.
Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugünde bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!
Ben senin gözünde bir damla yaş olmak isterdim.Gözlerinde doğup, güzel yanalarında süzülmek ve en sonunda sımsıcak dudaklarında kurumak için...
Hani gözler vardır ya sözleri anlatır, hani sözler vardır ya gözleri ağlatır, hani anılar vardır ya değeri geç anlaşılır; bir de aşk vardır ya seni anlatır...
Aşk dudaktan çıkan bir kelimde değil gözlerden akan yaştır.Maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğrunda ölünecek bir sevgili bulmaktır.
Öyle bir aşk isterim ki hiç yaşanmamış olsun, Öyle bir söz söyleyeyim ki hiç söylenmemiş olsun, Öyle bir dert çekeyim ki çekilmemiş olsun..
Bir silahım olsaydı bir silahım; yoksulluğu şakağından,kaybetmeyi kalbinden,yalnızlığı sensizliği alnından ,alnının tam ortasından vururdum....Bir kerecik söyle demiştin söyleyememiştim hani, işte şimdi söylüyorum SENİ SEVİYORUM!
Seni Aldatacak Kadar Adi İse Yüreğim Yüreğimi Parçalayacak Kadar Asildir Ellerim!
Çöldeki Tek Göl Olsan Bile Seni Yaşatmak İçin Hergün Ağlarım !
Sen+ben = ikimiz
Sen*ben = biziz
Sen/ben = bölünemeyiz
Sen-ben = hiçiz
Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi Aşktı o! Beni durup durup yenileyen Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi Oydu, doludizgin gidişime dur diyen...
Aşk bir bedende iki ruh,dostluk iki bendende bir ruhtur,bana unutmayı ve unutulmanın acısını öğrettiler ama seni bana unutturmayı asla öğretemediler.
Adı var kendi yoklardan bıktım adı var kendi yoksa ben de yokum!
Gözlerinde baharları beklerken içindeki kış beni vurur; sen bilmezsin yüreğimden sevdana ne sular akmak ister durur!
Güneşsiz bir sabah, aysız bir gece, dikensiz bir gül, yapraksız bir dal, yağmursuz bir kış, ağlamamış gözler, sevgisiz bir yürek, sütsüz bir bebek, susuz bir tarla, ölümsüz bir hayat, kavgasız bir dünya bir de seni SEVMEMEK mümkün değil ASLA!
Seni ne zaman unutacağımı sorma, çünkü ne zaman öleceğimi bilmiyorum...
Bazı anlar vardır ki hiç bitmesin istersin. Bazı günler vardır seneler sürsün istersin. Bazı kişiler vardır sevmesini istersin. Kimi düşler vardır gerçekleşmesini istersin. Yıldızlara bakıp onu düşlersin, keşke beni seviyor olsa dersin!
Dünya'da iki tane kör tanıdım. Biri senden başkasını görmeyen ben, öteki de beni görmeyen sen!
Yağmuru
sevdiğini söylüyorsun, yağmur yağdığında şemsiyeni açıyorsun. Rüzgârı
sevdiğini söylüyorsun, rüzgâr estiğinde pencereni kapatıyorsun;
korkuyorum çünkü beni sevdiğini söylüyorsun...
Sus söyleme birşey söyleme artık. Sus söyleme herşey gereksiz artık. Bana düşen dönüpte gitmek.Sonunda elimde kalan bir avuç hüzün ve keder.. Yeter yeter söyleme, söyleme artık. Kelimeler kanatır yarayı, gözlerin anlatıyor: Mutlu aşk yoktur, yoktur!
Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!
Şimdi biz neyiz biliyor musun? Akıp giden zamana göz kırpan, birbirine uzanamayan yorun yıldızlar...
Vur hançeri kalbime kalbim kana bulansın, inme fazla derine çünkü orda sen varsın...
Günlük hayatın sıkıntısından biraz silkeler insanı. Herşeyin aynı olmasında kişiyi bedenin ve aklın dışına çıkarıp duvara yapıştırır. Sanırım içmek; ertesi sabah tekrar hayata dönülebilen ve hergün tekrarlanabilen bir intihar biçimi...
Senin yanında olunca her şeyi unutup bir hayal aleminde yaşıyorum, huzur doluyorum, mutlu oluyorum. Gönlüm bir pınar gibi akıp gidiyor, olmayacak umutlara kapılıyorum ve anlıyorum ben asla ayrılamam. Bunu anladıkça üzülüyorum hatta ağlıyorum.
Beni hayata bağlayan ve bana hayatı sevdiren iki şey vardır: Aşk ve özgürlük. Aşkım için hayatımı feda ederim ama özgürlüğüm için aşkımı da feda ederim.
Seni seviyorum diyen dillere değil, senin için ağlayan gözlere inanmalısın!
Dumanımda o vardı, sigarayı bıraktım; kadehimde o vardı, içkiyi bıraktım; rüyalarımda o vardı uyumayı bıraktım; baktım ki onsuz olmuyor, yaşamayı bıraktım!
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde, gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa, bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa bil ki seni düşünüyorum...
Bir uçurumun önündeyim bir adım atsam uçacağım hayallerimle gökyüzüne, karışacak göz yaşlarım bir garip hüzüne, bir tek pişmanlığım kalcak geride Seni Sevdiğimi söyleyemedim yüzüne!
"Acaba beni seviyor mu?" sorusu bir kadına çok heyecan verir.Sevildiğini öğrendiğinde bu kez yeteri kadar sevilip sevilmediğine takılır aklı.Oysa bilmiyorsunuz hiçbir kadın yeteri kadar sevilemez..
Bir şafak vakti dudaklarımda tebessüm kalbimde derinden acı veren bir sızı ile uyanırım rüyalarımdan.. Dudaklarımdaki tebessüm seni rüyamda görmemin, kalbimdeki sızı ise sensizliğin işaretidir. Melek yüzün canlanır hayalimde, bebek kadar masum bakışların.. O an sanki hançer saplanır garip yüreğime ölmek isterim o an. Güneş süzülür penceremden, odam aydınlanır fakat gönlüm hep karanlıktır...
Sanmaki dönerim artık geriye, bu sana aşkımdan en son hediye, beni hatırlayıp ağlarsın diye; kapına kırmızı bir gül bıraktım.
Ne zaman sağır bir ressam kristal bir zemin üzerine düşen bir demet gülün sesinin resmini çizebilir o zaman sevgimiz biter.
Eğer bir gün ölüme gitmek istersen bana gelki sana sensiz olmanın ölüm olduğunu anlatabileyim.
Buzdan evimiz, şekerden sevgimiz, tuzdan hayallerimiz vardı. Bir gün ne oldu biliyor musun? Yağmur yağdı!
Sensizlik bir ok gibi canıma saplanmalı, coşmalı yanardağlar kasırgalar kopmalı, aşkın bir zehir gibi kanımda dolaşmalı, elbette aşk dediğin böyle olmalı..Ben imkansız aşklar için yaratılmışım, ne kavuşmayı bilirim ne unutmayı, kayboldum kuytusunda yanlızlıkların, yaşadım en karasını sevdaların...
İnsan Güzel Bulduğunu Değil; Sevdiğini Güzel Bulur.
Sen beni sevmedin..Sevseydin gelirdin Dünyanın bir ucuna .Özleseydin arardın bekledim hep boşuna..Her hatayı yapardın Aşık olsaydın!!!
Bir gün güzel gözlerin yaşlarla dolarsa deme bana sen yaktın..Sen isteyerek yandın!!
Derin ve ihtiraslı sev.Kalbin kırılabilir ama hayatı dolu dolu yaşamanın tek yoludur.
Bir kırçiçeğinin taç yağrağına umut yazıyorum.Nice soğuk gecelere direniyorda,bir sözünle kırılır diye korkuyorum...
Ne hasta bekler sabahı ,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı ,
Seni beklediğim kadar...
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni,
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme artık neye yarar...
Durup sebepsiz yere ağladığın oluyor mu?Sonra özlemin alevler gibi fışkırıyor mu her yerinden?Akşama yakın saatlerde bir efkar basıyor mu içini?Onu çiçeklerden kuşlardan bile kıskanıyor musun?Yokluğunda dünya sana zindan oluyor mu? Seviyorsun o zaman...
Şimdi Yoksun... Seni Dilediğim Gibi Düşünebilirim Tutar Ellerini Öpebilirim Uzun Uzun ..Kimseler Ayıplamaz Beni Yokluğunda Seni Sevdiğimi Anlayamazlar.. Bütün Işıkları Kaldırıp Attım Bir Kenara !!! Anlıyor musun?Gökyüzü Güneş Olsa ,Sensiz Karanlıktayım...
İpek böceği örerde kozayı ...İçine hapseder kendini bilir misin? Suçun yok bunda senin... Yokta bilmezmisin, ipekler hep senin için..
Dünyadaki herkes için herhangi birisin ama herhangi biri için dünyalara değersin...Ne yazık gönlümde esirsin..Cezan bir ömür sevilmek hemde sevildiğini hiç bilmeden...
Seni düşünmek güzel ümitli şey..Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkısını dinlemek gibi birşey..Fakat artık ümit yetmiyor bana; ben şarkı söylemek istiyorum!
Bana '' Seni Seviyorum '' diye yalanda söylesen, bu yalanı dünyanın bütün gerceklerine değişmeye razıyım..
Biz ikimiz bir gül gibiyiz..gül dikensiz yapamazsa..dikende gülden vazgecemez...
Gökyüzünde yıldız çok ay bi tane..Yer yüzünde insan çok sen bir tane...
Uçurumun kenarından olsan bile sırf bu dünyaya inat GÜLÜMSE!!
Bir uçurumdan yuvarlanıyorum..tutunacak tek dalım sensin..düşmekten değil seni kırmaktan korkuyorum..
Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için yaşayan birileri mutlaka vardır.
GÖZLER VARDIR SÖZLERİ YARATAN
SÖZLER VARDIR SAATLERCE AĞLATAN
Seni benim kadar sevenler , sana benim kadar hasret kalsın
Aşk pazarında canlar satılır , satarım canımı alan bulunmaz.
Sen , benim anılarla bitip giden rüyama hiç bir zaman ses vermeyen doğamsın.
Utanırım , söyleyemem yaşadığım yalnızlığı , kelimeler yetmiyor ki , bu mu sevda dedikleri.
Yanında benden yakın başka biri de olsa , her şeyi inkar etmiş inandırmış olsanda , ve ona duygulanmış sevdalanmış olsanda , biliyorum bu gece beni düşüneceksin.
Sevgimiz yavaş yavaş süzülen çisil yağmur gibi ama ırmakları taşıran cinsten...
Seni düşünür , seni özlerim , sevgilerin özlemlerin derinliğinde ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla , bir sonbahar serinliğinde..
Sevdiğimiz zaman aşk o kadar büyüktür ki, bir bütün olarak içimize sığmaz, sevdiğimiz insana doğru yayılır.
Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlarda erkeklerin son aşkı olmak isterler.
Arzular başka şey hatıralar başka.Güneşi görmeyen şehirde söyle nasıl yaşanır? Düşünme, arzu et sade!.Dokunsam kızarmısın? Sesin o kadar tatlı ki.Bekliyorum.ÖLe bir havada gelki vazgeçmek mümkün olmasın..
Eğer Bir Gün Adını Anarken kısılırsa Sesim Hasretinden, Kapanırsa Gözlerim Aşkından, Durursa Kalbim Bilki Ben Yanlız Seni SEVDİM ...
Yanıldığımız sürece aşığız; hep yanıldığımız için hep acı çekeceğiz; yanıldığımız sürece seveceğiz; sonra yanıldığımızı anlayacağız ve gidip yeniden yanılacağız!!!
Sensiz olmuyor, yerine konmuyor; kimsenin eli senin gibi dokunmuyor. Karlara inat yürürüm yollarına; adını camlara yazdım, okunmuyor!
Özgürlük uçsuz bucaksız bir ülke, sevgin ışık tutmazsa yolumu bulamam ki...Sevgi, uzansam dokunacak kadar yakın dostlarım olmazsa neye yararki..
Sen uyuşturucuya benzersin.İkinizde bağımlılık yaparsınız ama aranızdaki tek fark o damara girer sen ise benim kalbime girersin ve bi daha da çıkmazsın...
Nasıl etsem bir yolunu bulamıyorum, seni bir başkasından soramıyorum, ne yapsam içimden atamıyorum, aşkın hasretinde öldürür beni!..
Ben ne sevdalar gördüm söylenip söylenip bittiler; ben ne sevdalar gördüm hiç bilinmediler ama sürdüler...
Uzak diye birşey yok, paylaştığımız gökyüzü kavuşturuyor bizi!
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün çevrene karışırcasına.. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...
O sevdi, sonunda kendi kendini buldu.Ne var ki, insaların büyük çoğunluğu kendi kendilerini KAYBETMEK için sever.Sevilmek mutluluk değildir.Her insan kendi kendini sever;ama mutluluk bir başkasını SEVMEKtir...
Eğer bir gün seni ne kadar sevdiğimi öğrenmek istersen yağmurlu bir havada dışarı çıkıp yağmur damlalarını say!
Yokluğunda varlığını özlemem gerekirken; varlığında yokluğuna hasret bıraktın!
Ölümsüzlük seni
tekrarlamaktır bir bakıma.Bir açıdan seni görmektir zamansızlık, bir
başka açıdan senden uzaklaşmaktır. Ve tarifi olmayan tek şey
sensizliktir...
Seni , senden uzakta , sensiz ,seninle yaşıyorum.
En büyük felaketler içinde dahi ümidini kaybetme , unutmaki en yumuşak ilik en sert kemiğin içinden çıkar.
Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi
Gülmek senin için bir tutku olsun , olurda bir gün ağlarsan o da mutluluktan olsun
Kaplanla göz göze gelmiş bir ceylan gibi , ürkek bakışlarımda sensizlik , ıskalanmış hayallerimde gençliğim ,eremediğim vuslatlarda ümidin.
Rüzgara hakim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir
Bir silahım olsaydı, bir silahım..Yoksulluğu şakağından,Kaybetmeyi kalbinden,Ve sensizliği alnın tam ortasından vururdum.
Ayrılık ; küçük bir aşkı söndürür , büyük bir aşkı daha da güçlendirir.
Dostlar ırmak gibidir, kiminin suyu az, kiminin çok... Kiminde ellerin ıslanır yalnızca kiminde ruhun yıkanır boydan boya.
Hayatta üç şeyi sevdim; Seni, kalbimi, ümit etmeyi...Seni sevdim, sensin diye, Kalbimi sevdim, seni sevdi diye, Ümit etmeyi sevdim, belki seversin diye...
Aşk karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla hıyarın teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır
Uçurumun kenarında bile olsan gülümse.Sırf hayata gıcıklık olsun diye
Seni seviyorum derken hiç yalan söylemedim, yalan söylerken hiç seni seviyorum demedim!!!
Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır:geçip giden zaman.
Maviler giyer deniz olurum. Yeşiller giyer bahar olurum. Belki bir gün beyazlar giyer senin olurum.
Gerçek aşk elma şekerine benzer , şeker bittiğinde elde tek kalan saptır.
Delice sev, haince terket ama aldatma...
Bir çiçeği sev. bir böceği sev, bir kızı sev ama bir kere sev.
Aşk, rüzgar gibidir, nereden eseceği belli olmaz.
Edebiyatta önsöz ne kadar gereksizse, aşkta da kur aynı ölçüde gereksizdir.
Erkekler çabuk sever, çabuk unuturlar.
En sürekli aşk, karşılıklı olmayan aşktır.
Dürüst bir kadının güzelliği ateşe benzer, yaklaşmayana hiçbir zararı dokunmaz.
Aşk, özgür olmazsa tüm çekiciliğini yitirir
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bu sabah beni uyandırmadan işe gitti. Giyindiğini duydum, ama
kalkmadım. Kalkmak istemedim. Bir ara yatağa eğilip bir süre yüzümü
seyretti. Soluğunu hissettim. Uyumadığımı fark etti sanıyorum. Ama bir
şey demedi. Gözlerim kapalıydı, ama yüzüme umutsuz bir hüzünle
baktığını hissettim. Günlerdir doğru dürüst bir şey konuşamıyoruz.
Birbirimizden saklanarak yaşıyoruz sanki. Oysa bir yıl önce ne büyük
bir hevesle başlamıştık birbirimizi sevmeye... 5 aydır bende kalıyor.
Günlük hayatın o basit, o bayağı ayrıntıları sevgimizi acımasızca
kemiriyor. Ama o bu konuyu açmaktan ısrarla kaçıyor. Ne zaman
ilişkimizin nereye gittiğini konuşmak istesem, ya konuyu değiştiriyor,
ya kaçamak cevaplar veriyor... Kalktığımda mutfakta notunu gördüm
evgilim,
öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım. Bu gece işyerinde
nöbetçiyim. Beni merak etme. Sevgiyle, yazıyordu... Notunu okuyunca
gözlerim doldu. Bir bıçağın ucu kalbimde hafifçe gezindi sanki... Ona
karşı hoyrat davrandığımı hissettim bir an. İlişkimizin sürmesi için
asıl çırpınan oydu sanki. Bir de bana bu aralar çok ihtiyacı vardı.
Başka bir eve taşınacak gücü yoktu. Aslında ben de onu hayatımdan kolay
kolay çıkaramazdım. Bir tek onunla huzur içinde uyuyabiliyordum. Bu
sevginin en gerekli koşullarından biridir, bilirsiniz. Ama başka bir
sevgiliyi, başka bir aşkı özlüyordum. Ve bu kentten uzaklara, çok
uzaklara gitmek istiyordum. Hem onsuz uyuyamıyordum, hem de çok
yalnızdım. Ben ondan uzaklaştıkça, o da benden uzaklaşıyordu.
Uzaklaştıkça ruhumuz üşüyor, üşüdükçe de örtünüyor, birbirimizden
gizleniyorduk. Gizlendikçe daha bir yalnızlaşıyorduk...Bütün gün onu
düşünüp içtim. Başka hiçbir şey yapmadım. Akşam oldu. Şehrin ışıkları
yandı. Kalktım internetimin başına geçtim. Aslında yaptığım büyük bir
hataydı. Bu ilişkiyi tamamen bitirebilirdim. Ama nedense kendime karşı
koyamadım. Ve internette onun sayfasına girdim... Sayfasının ismi
Ayazdaki Bir Yürek'ti. Fransız yönetmen Claude Saute'nin bu filmini
birlikte gözyaşları içinde seyretmiştik... Filmin ismini günlerce
sayıklayıp durmuştu. Benim de yüreğim hep ayazdadır, diyordu. Sinema
tutkunuydu. Para bulduğunda çekmeyi düşündüğü bir sürü senaryosu
vardı... Ama parası hiç olmuyordu. Zamanının daraldığını düşünüyor,
yaptığı işlerin onu asıl yapmak istediklerinden uzaklaştırdığını fark
ettikçe hırçınlaşıyor, bu yüzden çalıştığı yerlerde fazla
barınamıyordu... Kendimi tiyatrocu Ümit olarak tanıttım ona... Dedim
ya, yaptığım büyük bir hataydı diye... - Sizi tanımak istiyorum.. Ben
tiyatroyla uğraşıyorum. Adım Ümit. Arada sırada dublaj yaparım. Adını
söyledikten sonra, onu aramama iten nedenin ne olduğunu sordu.-
Sitenizin ismi Ayazda Bir Yürek. Yanılmıyorsam bu bir filmin adı. -
Evet, Claude Saute'nin filmi. Çok etkilenmiştim. Siz seyrettiniz mi?..-
Seyrettim. Ben de çok etkilenmiştim. Sinemayla ilgilisiniz galiba.
İlgili ne demek. Sinema benim tek tutkumdur. Senaryo yazıyorum. En
büyük idealim yazdığım senaryoları çekebilmek... Ama para meselesi
işte...- Şu an ne iş yapıyorsunuz?- Reklamcılıkla ilgili bir dergide
editörlük yapıyorum. Çok sıkılıyorum ve atılmam an meselesi... Sizin
işler nasıl? - Pek iyi sayılmaz, hatta berbat diyebilirim. Tiyatro
çevresini bilir misiniz, bilmem. Hep ahbap çavuş ilişkileri geçerlidir.
Yoz, çürümüş bir dünya. İdealist, dürüst insanlara yer yoktur bu
dünyada... -Desenize sinema dünyasından pek bir farkı yok. Peki söyler
misiniz, bizim gibi insanlara ne zaman şans tanınacak? - İşimiz çok
zor. Ya kurallara uyacağız, ya da köşemizde bekleyip hüzün
biriktireceğiz...- Hayır, ben köşemde oturup beklemek istemiyorum.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyım. -Şu an neredesiniz?-Lanet olası
işyerimdeyim. Bitirilmesi gereken sayfalar var. Yarın dergi baskıya
girecek. Ya siz, siz neredesiniz?- Ben evimdeyim. Ve canım hiçbir şey
yapmak istemiyor. -Yalnız mısınız?- Evet, yalnızım.- Birlikte olduğunuz
kimse yok mu? -Neden sordunuz?- Hiç işte, öylesine sordum. - Hayatımda
biri var. Ama şu an evde değil. -Peki siz, sizin hayatınızda biri var
mı?- Evet, var...- Ne iş yapıyor?- Yazar. Oldukça da tanınmış bir
yazar. Bir yılı aşkındır beraberiz. - Nerede yazıyor?- Nerede yazdığını
söylemesem. Onu bilmenizi istemiyorum. Kitapları da var. Peki, siz ne
zamandır birliktesiniz? - Ne tesadüf bizim de ilişkimiz bir yılı aştı.
Ama yolunda gitmeyen şeyler var. Tıkandık. Galiba. Birbirimizden
gizlenerek yaşıyoruz ne zamandır. Aynı evdeyiz, ama birbirimizden çok
uzaktayız...-Bizim ilişkimiz de pek farklı sayılmaz. Biz de tıkandık.
Ne zamandır yoğunlaşamıyor bana. Varsa yoksa yazıları ve okurları.
Bazen beni görmediğini bile düşünüyorum. İlişkimiz tıkandıkça kendini
yaptığı işe daha çok veriyor ve benden daha çok uzaklaşıyor. -Hayatında
başka biri olabilir mi? -Biri değil, birileri var. Flört etmeyi çok
sever. Ama ilişkiler biraz derinleşmeye, ciddileşmeye başlamaya görsün,
hemen bitirir. Bağlanmaktan çok korkar. -Peki, nasıl katlanıyorsunuz bu
duruma, çok zor olsa gerek. Ben olsam dayanamazdım. Ayrılmayı
düşünmüyor musunuz? - Çok düşündüm. Ama bu konuda biraz korkağım
galiba. Bir de ona çok alıştım. Yalnızca onunla uyuyabiliyorum. - Sizin
de hayatınıza başkaları giriyor mu?- Evet, giriyor. Ama hiçbiri onun
yerini tutmuyor. Hay Allah, neler konuşuyorum sizinle ben böyle... Ben
en yakın arkadaşlarımla bile bunları rahat konuşamıyorum... - Ama bana
rahatça anlatıyorsunuz...-Bilmiyorum, belki sizi hiç tanımadığım için,
bana bir yabancı olduğunuz için bu kadar rahatım sizinle... Hiç
tanımadığı insanlara daha kolay anlatıyor insan kendisini... Peki, siz
birlikte olduğunuz insanla her şeyinizi konuşabiliyor musunuz?.. -Evet,
desem yalan olur. Ben de sizin gibi hiç tanımadıklarıma daha rahat
anlatıyorum kendimi... -Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim...-Ben de
sizin sevgilinizin yerinde olmak istemezdim. - Hayatımız ne kadar
yorucu değil mi? Belirsizlikler beni çok yıpratıyor. Her şey net olsun
isterdim. Hiç tanımadığım birine en gizli şeylerimi anlatmak bana acı
veriyor. Kendimden utanıyorum. Ama yine de yapıyorum. Ne kadar yalnızım
demek ki, ne kadar susamışım birine kendimi anlatmaya... Sabah işe
gelirken onu uyurken seyrettim. Öyle masum görünüyordu ki... Neden hiç
başladığı gibi sürmez ilişkiler... - Aşk çok güzel birşeydir, ama kısa
ömürlüdür.-Kısa ömürlü olduğuna inanmıyorum. Aşkta sahip olduklarımızın
değerini bilmiyoruz, hemen tüketiyoruz. İlk günlerimizi öylesine çok
özlüyorum ki. Soluk alamazdım bazen. Kış günü bütün pencereleri
açardım. Yanımdayken bile özlerdim. Soluksuz kalıp öleceğim sanırdım
hep. Nereye dokunsam ona dokunmuş gibi olurdum. Nereye gitsem beni
gördüğünü hissederdim. Tanrım gibiydi o. Bedenime dokunurdum ve
dokunduğum yer hazla titrerdi. Çünkü kendime dokunduğumda ona dokunmuş
gibi olurdum. Kanardı dokunduğum her yerim, tıpkı onunla sevişirken
kanadığı gibi... Ama son zamanlarda onu öptüğümde bir boşluğu öper
gibiyim... Artık birbirimize tahammül etmek zorundayız. Para
biriktiriyorum, ayrı bir eve çıkmak için. Bir süre daha onun evinde
kalmaya ihtiyacım var. - O bunları biliyor mu? -Biliyor, ama bunları
hiç konuşmuyoruz onunla. Gitmemi bekliyor sanırım. Yalnızlığı ve
yazılarıyla baş başa kalmak istiyor ve uzaktaki bir sürü
sevgilisiyle... Ayazda iki yüreğiz biz şimdi... -Soluksuz kalırdım,
dediniz ya, aklıma bir şey geldi. Gazetelerden birinde yazmıştı. Küçük
bir çocuk karpuz yerken, kaçırmış. Aradan günler geçmiş. Çocuk gittikçe
soluk almakta zorlanıyormuş. Tıkanmaları artınca doktora götürmüşler.
Röntgen çekilmiş ve soluk borusunda karpuz çekirdeğinin kök yaptığı
görülmüş...Soluğunu tıkayan buymuş. Hemen ameliyata sokmuşlar ve bu
kökü söküp almışlar. Çocuk rahat soluk almaya başlamış. Ama birkaç gün
sonra ölmüş!.. Aşktan söz edilince hep bu olay gelir aklıma. Aşıkken
soluk almakta zorlanırız,ama aşk olmayınca, onu bizden aldıklarında
ölürüz. Ve kimse niye öldüğümüzü anlamaz... - Çok kötü oldum. Bütün
bedenim ürperdi. Bana ne yaptınız böyle. Her şeyi unutmaya çalışıyordum
oysa. Bütün duygularım ayaklandı birden... Sizde anlayamadığım bir şey
var... - Nasıl bir şey? - Sanki sizi çok eskiden beri tanıyormuşum
gibiyim... Biliyor musunuz, insanda uzun yola çıkmak duygusu
uyandırıyorsunuz. - Aşık olduğumu hissettiğim anlarda uzun bir yola
çıkmayı çok isterim.. -En çok nereye mesela?.. - Trabzon'daki
Uzungöl'e... Orada hem kendinizi sonsuzluk içinde hissedersiniz, hem de
acı veren, ama şefkatli bir korunaklılık içindesinizdir.... Tıpkı aşk
gibi...- İnanmayacaksanız belki ama, ben de orasını düşünmüştüm. Ne
tuhaf, internette kurulan dostluklara, yakınlıklara pek inanmaz, gülüp
geçerdim. Ama şu an sizi görmeyi ve yüz yüze tanışmayı öyle çok
istiyorum ki... - Farkında mısınız, sabah oluyor?..- Evet, vaktin nasıl
geçtiğini fark etmemişim bile. Peki siz, siz benimle yüz yüze görüşmek
istiyor musunuz? - İstemiyorum, desem yalan olur... Hatta ben sizinle
hemen bugün Uzungöle yola çıkmak istiyorum.. -Siz ciddi misiniz, yoksa
benimle dalga mı geçiyorsunuz?- Hayır, hiç olmadığı kadar ciddiyim. Ama
siz bu yolculuğa hazır mısınız, sorun o... - Hazırım... Ben biraz
deliyimdir. Siz benim deli yanımı bilmiyorsunuz daha... - Peki işiniz,
asıl önemlisi sevgiliniz...- İşimin canı cehenneme. Zaten bugün yarın
çıkartacaklardı. Onlar atmadan ben ayrılırım şerefimle... - Peki
sevgiliniz?.. -Nasıldı o dizeler:Can çekişen aşkları vurmalı / Vurmalı
ve sıradan bir intihar süsü verilmeli... Akif Kurtuluş'un dizeleri
yanılmıyorsam.. -Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim... -Nerede ve
kaçta buluşuyoruz? - Atatürk Kültür Merkezi'nin önünde, saat
12.00'de... Peki sevgilinize ne diyeceksiniz? - Onu arar, herşeyi
söylerim, o işi bana bırakın. Hadi, şimdilik hoşçakalın... Ve birkaç
dakika sonra telefonum ardarda çaldı. Açmadım tabii ki, telesekreter
devreye girdi. Telesekreterin sesini iyice açtım. Konuşması tedirgindi.
Beni incitmekten korktuğu belliydi: Canım, birbirimizi çok sevdik, ama
ne zamandır sevgimiz bizi korumuyordu.Son günlerde ikimiz de çok
yalnızdık. Bitmesi ikimiz için de iyi olacak. Seni hep güzel anmak
istiyorum. Uzun bir yola çıkıyorum. Beni merak etme ve bekleme. Belki
bir gün seni ararım. Hiç beklemediğin bir anda... Seni incittiysem
bağışla. Evet, ben de en az onun kadar deliydim. Hemen bavulumu
hazırlamaya koyuldum. Beni görünce ya mahvolacak ya da uzun yola
çıkacaktık. Birlikte ne zamandır çıkmayı düşlediğimiz, ama birtürlü
çıkamadığımız o uzun yola...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı